2002
İnternet radyoları: dünyanın öbür ucundan yayın dinlemek
Bir adres yazardın ve Norveç'ten bir radyo çalmaya başlardı. Sonra bağlantı kesilir, tampon dolmasını beklerdin.
Winamp'in menüsünde bir seçenek vardı: yayın aç.
Bir adres yazardın. Ve bir süre sonra, dünyanın herhangi bir yerinden bir radyo çalmaya başlardı.
Tampon
Ses hemen gelmezdi. Önce tampon dolardı — ekranda yüzde yazardı. %12, %38, %71.
Tampon, bağlantı kesintilerini yutmak içindi: birkaç saniyelik ses önden indirilir, oynatma ondan yapılırdı. Bağlantı bir an takılsa bile ses kesilmezdi.
Ama bağlantı uzun süre takılırsa tampon biterdi ve ses kesilir, yeniden dolmasını beklerdin.
Bir şarkının ortasında sessizlik, sonra kaldığı yerden değil canlı yayının bulunduğu yerden devam etmesi. Canlı yayının en tuhaf yanıydı.
Tür radyoları
Asıl büyülü kısım şuydu: Türkiye'de bulamayacağın müziği dinleyebiliyordun.
Sadece caz çalan bir istasyon. Sadece 80'ler. Sadece elektronik. Yerel radyonun mecbur olduğu geniş kitle kaygısı yoktu — dinleyicisi azdı ama dünyanın her yerindendi.
Uzun kuyruk kavramını, adını duymadan yaşadık.
Kendi radyonu kurmak
Ve bir şey daha vardı: kendi yayınını yapabiliyordun.
Bilgisayarına bir sunucu yazılımı kurar, çalma listeni oynatır, adresi arkadaşlarına verirdin. Beş kişi dinlerdi ama sen radyocuydun.
Yayıncılığın izinle, lisansla, vericiyle yapıldığı bir ülkede, bir odadan yayın yapmak gerçek bir şeydi.
Bugün herkesin yayın yapabildiği bir dünyada büyüyenler, bunun ne kadar büyük bir kırılma olduğunu bilmiyor.
Şarkı adı
Çalar penceresinde şarkının adı yazardı ve o ad yayından geliyordu.
Beğendiğin bir şarkı duyduğunda adını oradan okur, bir yere not eder, sonra bulmaya çalışırdın.
Beğenmek ve bulmak arasında bir çaba vardı. Şimdi o boşluk kapandı ve sanırım bir şey de kayboldu: aramak, dinlemenin bir parçasıydı.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.