2009
3G: telefonun gerçekten internete bağlandığı yıl
30 Temmuz 2009. O güne kadar telefonda internet bir iddiadaydı. O gün gerçek oldu.
WAP'ı denemiştik. İnternet değildi, internetin tarifiydi.
Önce
WAP sayfaları metin yığınıydı, yavaştı ve kontör yakıyordu. Bir sayfa açıp kapatmanın bedelini faturada görürdün.
GPRS biraz iyileştirdi, EDGE biraz daha. Ama hiçbiri "telefondan internete girdim" dedirtmiyordu. "Telefondan internete girmeye çalıştım" diyordun.
Türkiye'de 3G 30 Temmuz 2009'da açıldı. O tarihten sonra cümle değişti.
Beklemenin bitişi
3G'nin getirdiği şey hız değildi sadece. Beklememekti.
Çevirmeli bağlantıda beklerdik. ADSL'de sayfa açılırken beklerdik. Telefonda WAP'ta bekleyip sonra vazgeçerdik.
3G'den sonra bekleme süresi, vazgeçme eşiğinin altına indi. Ve bir şeyi beklemeyi bıraktığın anda, onu sürekli yapmaya başlarsın.
İnternete girmek bir eylem olmaktan çıkıp bir duruma dönüştü. Tam olarak burada başladı.
Kota
Yeni bir kelime hayatımıza girdi: kota.
Ay sonuna doğru hız düşerdi. Video izlemeden önce "kotam var mı" diye bakardık. Wi-Fi gördüğümüz yerde hemen bağlanırdık — bu refleks hâlâ duruyor, artık gereksiz olduğu hâlde.
Sınırlı bir kaynağı yönetmeyi öğrendik. Sonra sınır genişledi ve yönetmeyi bıraktık.
Kaybolan şey
3G'den önce dışarıdayken erişilemezdin.
Buluşma saati kararlaştırılırdı ve ona uyulurdu, çünkü yolda haber vermenin yolu yoktu. Geç kalan kişi geç kalırdı, mesaj atmazdı.
Adres tarif edilirdi ve ezberlenirdi. Kaybolursan birine sorardın.
Bunların hiçbiri romantik değildi, çoğu sinir bozucuydu. Ama hepsinin ortak bir yanı vardı: o an orada olmak zorundaydın.
Şimdi hiçbir yerde tam olarak değiliz.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.