★★★ SANALALEM.ORG'A HOŞ GELDİNİZ ★★★ SİTEMİZ SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR ★★★ LÜTFEN ZİYARETÇİ DEFTERİMİZİ İMZALAYINIZ ★★★ EN İYİ GÖRÜNÜM 800x600 ★★★ SİTEMİZİ ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİNİZ ★★★
← nostalji arşivi

2008

Telefona program yüklemek: cebimizdeki ikinci bilgisayar

Telefon telefondu. Bir gün üstüne program kurulan bir şey oldu ve kimse bunun ne kadar büyük olduğunu anlamadı.

Telefonun ne yapabileceğine üreticisi karar verirdi.

Kapalı kutu

Nokia 3310'un yapabildikleri sabitti: ara, mesaj at, Yılan oyna. Bitti.

Java oyunları vardı, evet — WAP üzerinden indirilen, kontör yakan, çoğu çalışmayan dosyalar. Ama bu bir ekosistem değildi. Tek tek, zorla, pahalıya yapılan bir işti.

2008'de uygulama mağazası fikri geldi ve telefon artık ne yaptığı belli bir alet olmaktan çıktı: üstüne ne kurarsan o oldu.

Değişen şey

Bilgisayarda bu fikir zaten vardı. Program kurardın.

Ama bilgisayar masadaydı. Telefon cebindeydi.

Cebindeki şeye program kurabilmek, o programın yanında taşındığı anlamına geliyordu. Hesap makinesi, fener, pusula, not defteri, harita, bilet, kimlik — hepsi sırayla oraya taşındı.

O yıl kimse "ben artık yanımda bir bilgisayar taşıyacağım" diye düşünmedi. Sadece eğlenceli bir uygulama indirdi.

Bedava olanın bedeli

Mağazanın asıl yeniliği teknik değildi: ödeme.

Bir dolara program satın alabilmek, binlerce kişinin program yazıp satabilmesi demekti. Küçük geliştiriciler için eşi görülmemiş bir kapı açıldı.

Ama aynı kapıdan başka bir şey girdi: bedava uygulamalar. Parayı kullanıcıdan almayan uygulama, parayı başka bir yerden alır.

Bunu anlamamız on yıl aldı.

Bugünden bakınca

Elimdeki telefonda yüzden fazla uygulama var. Hiçbirinin kutusu, kılavuzu, CD anahtarı yok. Kurarken hiçbirini okumadım.

2001'de bir oyun kutusunu açarken kalın kılavuzu önce okurduk.

Kolaylaştı. Ama bir şeyin ne olduğunu bilerek kurmakla, sadece "yükle"ye basmak arasında bir fark var. O farkı 2008'de kaybettik.

// paylaş

WhatsApp X Telegram

// hatıra defteri

Sen ne hatırlıyorsun?

tüm defter →

Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.

Küfür ve bağlantı geçmez. E-posta istemiyoruz. Nasıl saklıyoruz?

Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.

// aynı yıllardan