2012
Nokia: bir imparatorluğun sessizce gidişi
Herkesin cebinde vardı. Sonra birkaç yıl içinde yoktu. Kimse tam olarak ne zaman bıraktığını hatırlamıyor.
O ses hâlâ aklında: açılışta elini uzatan iki figür.
Hâkimiyet
2000'lerin başında telefon demek Nokia demekti. Arşivde 3310'un kendi yazısı var — kontör, mesaj kotası, Yılan.
Dayanıklıydı. Şarjı bir hafta giderdi. Düşerdi, parçalanırdı, toplayıp takardın, çalışırdı.
Türkiye'de neredeyse herkesin ilk telefonu bu markaydı. Bir ürünün bu kadar yaygın olduğu başka bir dönem hatırlamıyorum.
Nasıl kaybedildi
Şirket aptal değildi. Mühendisleri iyiydi, dokunmatik ekranı rakiplerinden önce denemişti, akıllı telefonu da ilk yapanlardandı.
Kaçırdığı şey donanım değildi: yazılım ekosistemi.
Telefonun değeri artık telefonun kendisinden değil, üstüne kurulan uygulamalardan geliyordu. Geliştiriciler nereye giderse kullanıcı oraya gidiyordu. Nokia'nın işletim sistemi geliştirici için zahmetliydi ve geliştiriciler gitti.
2011'de yön değiştirme kararı alındı, 2012'de düşüş açıkça görüldü, 2013'te telefon bölümü satıldı.
İki yıl. Dünyanın en büyük telefon üreticisi, iki yılda bitti.
Ders
Bu yazıyı bir arşiv sitesine koyuyorum ama aslında iş notu gibi okunmalı.
Bir şirket pazarın hâkimiyken bile, değerin nereden geldiği değiştiğinde elindeki üstünlük bir anda işe yaramaz hâle gelir.
Nokia donanım yarışında birinciydi. Yarış donanım yarışı olmaktan çıkmıştı.
İyi iş yapmak yetmez; doğru işi yapmak gerekir. Bu ikisini karıştırmak, iyi şirketlerin en sık öldüğü yerdir.
Geriye kalan
Bugün o zil sesini duysanız tanırsınız. Yirmi yıl olmuş.
Markanın gücü, ürünü bittikten çok sonra bile devam ediyor. Ama güç tek başına hiçbir şeyi kurtarmıyor.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.