★★★ SANALALEM.ORG'A HOŞ GELDİNİZ ★★★ SİTEMİZ SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR ★★★ LÜTFEN ZİYARETÇİ DEFTERİMİZİ İMZALAYINIZ ★★★ EN İYİ GÖRÜNÜM 800x600 ★★★ SİTEMİZİ ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİNİZ ★★★
← nostalji arşivi

2004

Blog yazmak: internette kendi köşesini açmak

Ücretsizdi, kolaydı, ve ilk kez herhangi biri yayıncı olabiliyordu. Sonra sosyal medya geldi ve o köşeler boşaldı.

Kişisel site yapmak HTML bilmeyi gerektiriyordu. Blog platformları bunu ortadan kaldırdı: kaydolur, yazar, yayınlardın.

Ve birdenbire herkes yayıncı oldu.

Ne yazılırdı

Her şey. Günlük. Film yorumu. Teknik anlatım. Tarif. Şiir. Kimsenin okumadığı düşünceler.

Ve önemli olan da buydu: kimse okumasa da yazılırdı. Beğeni sayacı yoktu, takipçi sayısı görünmüyordu, algoritma kimseyi ödüllendirmiyordu.

Bugün yazmadan önce "bu ilgi görür mü" diye düşünüyoruz. O zaman böyle bir hesap yoktu, çünkü ölçüt de yoktu.

Blogroll

Kenar çubuğunda "okuduğum bloglar" listesi olurdu. Kendi elinle seçtiğin, kendi elinle yazdığın bir liste.

Ve o listeler birbirine bağlanarak bir ağ oluştururdu. Bir blogdan ötekine geçerek gezerdin.

Bu, keşfin insan eliyle yapıldığı son dönemdi. Sonra algoritmalar devraldı ve neyi keşfedeceğimize onlar karar vermeye başladı.

Yorumlar

Blog yorumları uzun olurdu. İnsanlar paragraf yazardı, tartışırdı, karşı argüman kurardı.

Sonra spam geldi ve yorum bölümleri çöplüğe döndü. Doğrulama kodları, onay bekleyen yorumlar, kapatılmış yorum alanları.

Bugün yorumlar sosyal medyaya taşındı ve kısaldı. Uzun cevap yazma alışkanlığı kayboldu.

Neden boşaldı

Blogların ölümünün sebebi teknoloji değildi.

Sosyal medya iki şey verdi: anında geri bildirim ve hazır kitle. Blog yazınca kimse görmüyordu; paylaşınca hemen beğeni geliyordu.

İnsanlar zor olanı bırakıp kolay olana geçti. Anlaşılır bir tercih.

Bedeli şu oldu: yazdıklarımız artık bize ait değil. Platform kapanırsa yazdıkların da gider. Blogun en büyük avantajı, en az fark edilen özelliğiydi: kendi adresinde durması.

Bu site de bir blog

Farkındaysanız burada okuduğunuz şey de bir blog. Kendi alan adında, kendi sunucusunda, kimsenin algoritmasına bağlı olmadan.

Yirmi yıl önce sıradan olan bu şey bugün tuhaf karşılanıyor.

// paylaş

WhatsApp X Telegram

// hatıra defteri

Sen ne hatırlıyorsun?

tüm defter →

Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.

Küfür ve bağlantı geçmez. E-posta istemiyoruz. Nasıl saklıyoruz?

Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.

// aynı yıllardan