★★★ SANALALEM.ORG'A HOŞ GELDİNİZ ★★★ SİTEMİZ SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR ★★★ LÜTFEN ZİYARETÇİ DEFTERİMİZİ İMZALAYINIZ ★★★ EN İYİ GÖRÜNÜM 800x600 ★★★ SİTEMİZİ ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİNİZ ★★★
← nostalji arşivi

1998

O ses: çevirmeli bağlantının 30 saniyesi

Tıklama, cızırtı, iki notanın birbirini araması, sonra o beyaz gürültü. Türkiye'de bir neslin internete girerken duyduğu ilk sesti — ve tam 30 saniye sürerdi.

Önce telefonu kontrol ederdin. Ahizeyi kaldırıp bırakırdın, hat boş mu diye. Sonra evdekilere seslenirdin: "İnternete giriyorum, telefonu kullanmayın."

Ve modem çalmaya başlardı.

Otuz saniyelik tören

O ses rastgele bir gürültü değildi. Sırayla şunlar oluyordu:

Modem numarayı tuşlardı — bugün hâlâ tanıyabileceğin o tonlu tuşlama sesi. Karşı taraf açardı. İki modem birbirine "buradayım" derdi: yüksek, ıslık gibi bir nota, sonra cevabı. Ardından hangi hızda konuşacaklarına karar verirlerdi. Ve en sonunda o meşhur beyaz gürültü — aslında hattın gürültüsünü ölçüp ona göre ayar yapmalarıydı.

Otuz saniye sürerdi. Otuz saniye boyunca hiçbir şey yapamazdın. Sadece dinlerdin. Ve o ses bittiğinde, o kısa sessizlik anında, kalbin biraz hızlanırdı: bağlandı mı, bağlanmadı mı?

"Kapat şunu, telefon bekliyorum"

Evde tek hat vardı. İnternetteysen telefon çalmazdı; birisi arayınca meşgul sesi duyardı. Ya da tam bir şey indirirken annen ahizeyi kaldırırdı ve bağlantı düşerdi. İndirme sıfırlanırdı. O çağda "kaldığı yerden devam" diye bir lüks yoktu.

Bu yüzden gece indirilirdi. Herkes uyuduktan sonra. Sabaha karşı üçte, odanın tek ışığı ekrandan gelirken.

Dakikası para

Kontör mantığıyla çalışırdı. Bağlı kaldığın her dakika telefon faturasına yazılırdı — ve o fatura ayın sonunda eve gelirdi. Bir neslin ortak travması, babanın elinde faturayla odaya girmesidir.

Sonra gece tarifeleri çıktı. Belli saatlerden sonra ucuzlardı. İnternet kullanımının Türkiye'de neden gece kuşu bir alışkanlık olarak yerleştiğini merak edenlere: sebebi buydu. Ucuzluk saatiydi.

Şimdi

Bugün evinin her odasında, cebinde, kolunda internet var. Bağlanmak diye bir eylem yok — hep bağlısın. Kimse "internete giriyorum" demiyor, çünkü kimse çıkmıyor.

O yüzden o otuz saniyeyi özlüyoruz sanırım. Bağlanmak bir karardı. Bir hazırlıktı, bir bekleyişti, bir izindi. Bugün bedava ve sonsuz olan şeyin o zaman bir bedeli ve bir eşiği vardı.

Ve eşikten geçerken çalan bir müziği.

// paylaş

WhatsApp X Telegram

// hatıra defteri

Sen ne hatırlıyorsun?

tüm defter →

Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.

Küfür ve bağlantı geçmez. E-posta istemiyoruz. Nasıl saklıyoruz?

Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.

// aynı yıllardan