2000
ILOVEYOU ve format atmanın sıradanlığı
Bir e-posta geldi, konu satırında 'seni seviyorum' yazıyordu. Dünyanın yarısı tıkladı. Ve o yıllarda format atmak bir çözüm değil, bir alışkanlıktı.
Mayıs 2000'de bir e-posta dolaşmaya başladı. Konu satırında "ILOVEYOU" yazıyordu ve eki bir "aşk mektubu"ydu.
Dünya çapında milyonlarca makine etkilendi. Kurumlar mail sunucularını kapattı. Ve olay, bugün hâlâ okutulan bir vaka hâline geldi.
Neden işe yaradı
Teknik olarak dâhice bir şey değildi. Dâhice olan kısım insan tarafıydı.
"Seni seviyorum" yazan bir mektubu kim açmaz? Üstelik tanıdığın birinden geliyorsa — çünkü virüs, bulaştığı makinenin adres defterindeki herkese kendini gönderiyordu.
Yani sana en çok güvendiğin kişiden geliyordu.
Bugün kurumsal güvenlik eğitimlerinde anlatılan her şey — "tanıdığından gelse bile eki açma", "beklemediğin dosyayı çalıştırma" — o gün öğrenildi.
Dosya uzantısı hilesi
Ekin adı AŞK-MEKTUBU.TXT.vbs gibi bir şeydi ve Windows o dönemde
bilinen uzantıları gizliyordu. Yani kullanıcı sadece .TXT
görüyordu.
Bir arayüz kararı, dünya çapında bir olaya dönüştü.
Bunu her sistem tasarlarken hatırlamak lazım: kullanıcıyı korumak için sakladığın bilgi, onu tehlikeye atabilir.
Format atmak
O yıllarda bir şey ters gittiğinde teşhis koymazdık. Format atardık.
Formatlamak bir ritüeldi: CD'yi takarsın, disku silersin, Windows'u baştan kurarsın, sonra sürücüleri tek tek bulursun. Bir gün sürerdi.
"Ne oldu?" sorusunun cevabı çoğu zaman "bilmiyorum, format attım" olurdu. Ve sorun gerçekten giderdi — ta ki tekrar gelene kadar.
Bugün müşteride bir sorunla karşılaştığımda ilk refleksim kök nedeni bulmak. O refleksin ne kadar geç geldiğini biliyorum: bir nesil, önce silmeyi öğrendi, sonra anlamayı.
Antivirüs kültürü
Her bilgisayarda bir antivirüs vardı ve genelde süresi dolmuştu. Güncel olmayan bir antivirüs, olmayan bir antivirüsten çok da farklı değildi ama o ikon görev çubuğunda durduğu sürece insanlar kendini güvende hissederdi.
Güvenlik teatrali diye bir kavramı, adını duymadan yaşadık.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.