2003
MSN Messenger: durum mesajına şarkı sözü yazdığımız yıllar
Titreşim gönderirdik, çevrimdışı görünürdük, adımızın yanına kalp koyardık. Bir neslin duygusal iletişimi bir mesajlaşma programının durum satırında yaşandı.
zeynoo
der ki:
bugün okulda gördüm seni, bakmadın bile
sen
dersin ki:
görmedim ki
zeynoo yazıyor…
zeynoo
der ki:
durum mesajımı okudun mu peki
Çok fazla titreşim gönderdiniz. Lütfen bekleyin.
Bilgisayarı açardın, MSN otomatik açılırdı, ve o an günün en önemli sorusuna cevap arardın: kim çevrimiçi?
Durum mesajı: bir neslin şiir defteri
Adının yanına yazdığın o kısa metin, ergenliğin en dolaylı iletişim aracıydı. Kimse "sana kırgınım" demezdi. Bunun yerine bir şarkı sözü koyardı ve o sözü anlaması gereken kişinin anlamasını beklerdi.
Bazen bir sayı olurdu. Bazen üç nokta. Bazen sadece bir kalp. Ve karşı taraf, o gün senin durum mesajını değiştirdiğini fark ederse, mesaj yerine ulaşmış demekti.
Sosyal medyanın bütün pasif-agresif dilini biz orada icat ettik. Tek fark: takipçi sayısı yoktu. Sadece o tek kişi vardı.
Titreşim
Cevap vermeyene titreşim gönderirdin. Pencere sarsılırdı, ses çıkardı. Karşı taraf ne yaparsa yapsın fark ederdi.
Peş peşe üç tane gönderirsen program seni engellerdi — "çok fazla titreşim gönderdiniz". O sınırı test etmeyen var mıydı?
Çevrimdışı görünmek
MSN'in en insani özelliği buydu. Orada olmak ama görünmemek. Kimin girip çıktığını izlemek, kimseye görünmeden.
Ve karşılığı da vardı: birinin çevrimiçi göründüğü ama sana yazmadığı o tuhaf, sessiz akşamlar. Ya da tam tersi — biri çevrimdışıyken bir anda mesaj atardı ve sen "demek gizleniyormuş" derdin.
Bugünün "son görülme" saplantısının atası tam olarak buydu.
Yazıyor…
O üç kelime — "yazıyor..." — sonra kaybolması. Sonra tekrar belirmesi. Karşı taraf bir şey yazıp sildiyse, sen bunu görürdün ama ne yazdığını asla bilemezdin.
O belirsizlik yüzünden kaç gece uyumadığımızı kimse istatistiklemedi.
Kapanış
MSN 2013'te kapandı, kullanıcıları Skype'a aktarıldı. Ama gerçekte çok daha önce ölmüştü — akıllı telefon geldiğinde, sohbet masaüstünden cebe taşındığında.
Şimdi herkese her an ulaşabiliyoruz ve kimse kimseyi bekliyor değil. O yüzden o listeye bakıp birinin çevrimiçi olmasını beklemenin heyecanı bir daha yaşanmayacak.
Beklemek de duygunun bir parçasıymış. Bunu sonradan öğrendik.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.