2002
İki nokta, tire, parantez: duyguyu yazıya sokmak
Metinde ses tonu yoktu, mimik yoktu. Bir nesil, noktalama işaretlerinden yüz yaptı ve sorunu kendi çözdü.
Yazılı iletişimin en eski sorunu: ton yok.
"Tamam" ne demek? Kabul mü, kızgınlık mı, umursamazlık mı? Yüz yüze söylense saniyede anlaşılır. Yazıda anlaşılmaz.
Çözüm iki noktayla geldi
:) — iki nokta, parantez. Yana yatık bir yüz.
Kim ilk yaptı, ne zaman yaygınlaştı; bunun bir tarihi var. Ama asıl ilginç olan ne kadar hızlı yayıldığı: kimse öğretmedi, kimse standart yayımlamadı. İnsanlar gördü, anladı, kullandı.
Sonra çeşitlendi: :( ;) :D :P :/
Her biri farklı bir şey söylüyordu ve hepimiz aynı şeyi anlıyorduk.
Programlar devraldı
Sonra mesajlaşma programları bunları otomatik olarak küçük sarı yüzlere çevirmeye başladı.
İyi bir fikir gibi görünüyordu ama bir şey kaybettirdi: :) yazmak bir
seçimdi, sarı yüz ise bir düğmeydi.
Ve komik bir yan etkisi oldu: bazı metinler kazara yüze dönüşürdü.
Saat yazarken 8) yazınca güneş gözlüklü bir yüz çıkardı.
Türkçedeki hâli
Türkçede bir de kendi kısaltmalarımız vardı ve çoğu SMS karakter
sınırından doğmuştu: slm, nbr, mrb, tmm, kib, eyw.
Bunları küçümseyenler oldu. Ama her biri gerçek bir kısıttan doğdu ve gerçek bir işlevi vardı.
Dil, kısıt altında hep böyle davranır: kısaltır, yoğunlaştırır, bağlama yaslanır.
Bugün
Emoji geldi ve artık binlerce sembol var. Daha zengin, daha renkli.
Ama :) ile 🙂 arasında bir fark var: birini sen kuruyorsun, ötekini
seçiyorsun.
Ve bir nesil hâlâ :) yazıyor — telefonu otomatik çevirse bile.
Alışkanlık değil, aidiyet.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.