2003
Mynet: Türkiye'nin açılış sayfası
Tarayıcıyı açtığında karşına çıkan tek sayfa. Haber, burç, sohbet, e-posta, oyun — hepsi tek ekranda. İnternet henüz bir yer değil, bir kapıydı.
İnternet Explorer'ın açılış sayfası neydi? Büyük ihtimalle Mynet.
O dönemde "internete girmek" ile "portala girmek" neredeyse aynı şeydi. Arama motoru henüz hayatın merkezi değildi; insanlar bir adrese gider, oradan her yere dallanırdı. Portal, internetin lobisiydi.
Tek ekranda her şey
O ana sayfayı hatırla: manşetler, hava durumu, döviz kuru, burçlar, en çok okunanlar, sohbet odalarına giriş, ücretsiz e-posta, küçük oyunlar, ilan bölümü. Hepsi üst üste, sıkışık, renkli.
Bugünün tasarım anlayışıyla bakınca kaotik görünür. Ama o kalabalık bilinçliydi: kullanıcının aradığı her şeyin kaydırmadan görünmesi gerekiyordu. Çünkü kaydırmak zaman, zaman da telefon faturasıydı.
@mynet.com
Bir neslin ilk e-posta adresi bir portaldan alındı. Ve o adresler bugün utandığımız türdendi — takma adlar, doğum yılları, alt çizgiler, sevdiğin grubun adı.
O adresle liseye kayıt yaptırdın, ilk iş başvurunu yaptın, ilk forum üyeliğini açtın. Ve bir noktada, artık ciddi olman gerektiğinde, adını soyadını içeren yeni bir adres açtın. O geçiş, büyümenin sessiz kilometre taşlarından biriydi.
Sohbet odaları
Portal sohbetleri mIRC'ten farklıydı: tarayıcıdan girilirdi, program kurmak gerekmezdi. Bu da onu herkese açtı — teknik bilgisi olmayanlara, ilk kez internete girenlere.
Odalar şehir isimleriyle ayrılırdı. "İstanbul 20-25" gibi. İçeri girer, "selam millet" yazar, cevap gelmesini beklerdin. Bazen gelirdi.
Türkiye'de internetin kitleselleşmesi teknik bir olay değil, sosyal bir olaydı — ve büyük ölçüde bu odalarda oldu.
Portalların düşüşü
Sonra arama motoru her şeyi değiştirdi. İnsanlar bir kapıdan girip dolaşmak yerine, doğrudan aradıkları şeyi yazmaya başladı. Portalın varlık sebebi — "her şeyi tek yerde toplamak" — anlamsızlaştı.
Ardından sosyal medya geldi ve akış, portalın yerini aldı. Aslında tuhaf bir döngü: bugün açtığımız uygulama da bize haber, hava durumu, sohbet ve reklamı tek ekranda veriyor. Sadece sıralamayı artık biz değil, algoritma yapıyor.
Bir detay
O sayfaların altında hep bir ziyaretçi sayacı olurdu. Yedi haneli, dönen rakamlarla. Kimse doğruluğunu sorgulamazdı.
Ve sen o sayacı her gördüğünde, o rakamın içinde bir kişinin de sen olduğunu bilirdin. İnternet o kadar küçüktü ki, sayılabiliyordun.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.