2003
WinRAR: hiç bitmeyen 40 günlük deneme süresi
Kırk gün deneme süresi vardı ve o süre hiç bitmedi. Yirmi yıldır uyarı penceresine 'kapat' basan bir dünya var.
Bir programı açtığında karşına çıkan pencere:
Deneme süreniz doldu. Lütfen lisans satın alın.
Altında iki düğme: Satın al ve Kapat.
Kimse birinciye basmadı. Herkes ikinciye bastı. Ve program çalışmaya devam etti.
Yirmi yıllık şaka
WinRAR'ın deneme süresi kırk gündü ve teknik olarak dolduğunda program seni uyarıyordu — ama çalışmayı durdurmuyordu.
Bu, yazılım tarihinin en uzun süren şakası hâline geldi. İnsanlar "lisanssız kullanıyorum" demiyordu bile; o pencere hayatın normal bir parçasıydı, tıpkı bir kapının gıcırdaması gibi.
Neden böyleydi
Bunun bir iş kararı olduğunu düşünüyorum ve akıllıca bir karardı.
Bireysel kullanıcılardan para almak zor ve pahalı. Ama o bireysel kullanıcılar programı standart hâline getirdi. Ve şirketler, çalışanlarının kullandığı standardı lisanslamak zorunda kaldı.
Bedava kullanan milyonlar, ödeme yapan binleri yarattı.
Bugün "freemium" dediğimiz şeyin en sade hâli.
RAR mı ZIP mi
Bir de o tartışma vardı. RAR daha çok sıkıştırırdı, ZIP her yerde açılırdı. Parçalı arşiv yapabilmek RAR'ın üstünlüğüydü: büyük bir dosyayı 15 parçaya bölerdin, disketle ya da yavaş bağlantıyla taşırdın.
Ve o meşhur felaket: on beş parçadan on dördü inmiş, biri eksik. Arşiv açılmıyor. Eksik parçayı bulmak için tekrar sıraya giriyorsun.
Şifreli arşivler
Bir de şifreli RAR'lar vardı. İndirdiğin dosya bir şifre isterdi ve şifre "forumda yazıyor" olurdu. Foruma gidersin, şifre bir başka yerde yazar.
Sonsuz bir kovalamaca. Yarısı reklam tuzağıydı.
Kalan
O uyarı penceresi bugün de var ve hâlâ kapatılıyor.
Bazı şeyler değişmiyor — ve o değişmezlik, garip bir biçimde huzur veriyor.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.