1998
Bilgisayar dergisi ve kapaktaki CD
Ayda bir çıkardı. Asıl mesele dergi değil, kapağına yapıştırılmış o CD'ydi — içinde ne olduğunu eve gelene kadar bilmezdin.
Bayiye giderdin. Rafta dururdu. Ve sen dergiye değil, kapağına yapıştırılmış zarfa bakardın.
İçinde bir CD vardı.
Kapak CD'si: aylık sürpriz
O CD'de ne olduğu kapakta yazardı ama tam olarak yazmazdı. "Tam sürüm oyun", "20 deneme programı", "sürücüler", "duvar kâğıdı arşivi". Ne olduğunu eve gelip takana kadar tam bilemezdin.
Bugün her şey bir tıkla iniyor. O zaman ayda bir kez, bir bayiden, para vererek yazılım alırdın. Ve aldığın şeyin ne olduğunu bilmezdin.
O belirsizlik, bugünün hiçbir mağazasında yok.
Deneme sürümleri
CD'lerin çoğu deneme sürümleriyle doluydu. Otuz gün çalışan programlar, üç bölümü açık oyunlar, kaydetme özelliği kapalı tasarım araçları.
Ve o otuz gün dolduğunda sistem saatini geri almayı hepimiz öğrendik. Program bunu bazen anlardı, bazen anlamazdı. Anlamadığında kendini çok zeki hissederdin.
Dergi de okunurdu
Sadece CD değildi tabii. İçinde donanım testleri vardı — hangi ekran kartı hangisinden hızlı, tablolarla. Kimse o kartları alamazdı ama herkes okurdu.
Bir de okuyucu soruları bölümü olurdu. İnsanlar mektup yazar, sorunu anlatır, dergi cevaplardı. Bir sorunun cevabını almak bir ay sürerdi.
Bugün aynı soruyu yazıp iki saniyede cevap alıyoruz. Ama o mektupları yazarken insanlar sorunu düzgün anlatmayı öğreniyordu, çünkü tek şansları vardı.
Rafın önünde geçen zaman
En güzel kısmı belki de şuydu: bayide, rafın önünde, hangi dergiyi alacağına karar vermeye çalıştığın o beş dakika.
Elinde sınırlı para. Önünde üç dergi. Ve her birinin kapağında farklı bir CD.
Seçmek zorunda kalmak, seçtiğin şeyi daha değerli yapıyormuş. Bunu her şeyin sınırsız olduğu bir çağda anladık.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.