2000
Kadıköy bit pazarı: birinin çöpü, senin ekran kartın
Tezgâhta bilgisayar parçaları, eski dergiler, üstü çizilmiş CD'ler. Hiçbirini deneyemezdin. "Çalışıyor abi" bir iddiaydı, kanıt değil.
Cebinde belli bir para vardı ve o parayla yeni bir şey alamazdın.
Ama ikinci el alabilirdin.
Tezgâh
Yere serilmiş bir örtü ya da alçak bir tezgâh. Üstünde her şey karışık:
Ekran kartları, bellek çubukları, sabit diskler. Kabloların birbirine dolanmış hâli. Klavyeler, fareler, hoparlörler. Kutusuz, kılavuzsuz, garantisiz.
Yanında eski bilgisayar dergileri — kapak CD'si hâlâ zarfında olanlar daha pahalıydı. Ve kutusuz CD'ler; üstünde kalemle yazılmış, silinmiş, tekrar yazılmış isimler.
Bir kutunun içinde de kimsenin ne olduğunu bilmediği kartlar dururdu.
Deneyemezdin
İşin bütün mesele buydu: hiçbirini çalıştırıp göremezdin.
Elektrik yoktu, bilgisayar yoktu, deneme imkânı yoktu. Elinde tuttuğun karta bakar, kondansatörleri şişmiş mi diye kontrol eder, temas yüzeyleri çizilmiş mi diye eğip bakardın.
"Çalışıyor abi" derdi satıcı. Bu bir iddiaydı, kanıt değil. Ve sen ona inanıp inanmamaya, elindeki paranın miktarına ve o kartı ne kadar istediğine göre karar verirdin.
Risk değerlendirmesini kimse bize ders olarak anlatmadı. Bit pazarında öğrendik.
Pazarlık
Fiyat yazılı değildi. Sorardın, bir rakam söylerdi, sen yarısını söylerdin, ortada buluşurdunuz.
Ve pazarlığın asıl kuralı şuydu: gitmeye hazır olmak. Dönüp uzaklaşmaya başladığında arkandan seslenirse fiyat düşerdi. Seslenmezse o gerçekten son fiyattı.
Bunu bilerek yapan çocuklar vardı ve gerçekten işe yarardı.
Eve gelince
Asıl an eve geldiğinde başlardı.
Kasayı açar, takar, güç verirsin. Ve o birkaç saniye — bip sesi gelecek mi, ekran açılacak mı — bit pazarından alınmış her parçanın bedelidir.
Çalıştığında yaşadığın sevinç, aynı parçayı yeni alsan hissedemeyeceğin bir şey. Çünkü kumarı kazanmışsındır.
Çalışmadığında ise geri götüremezsin. Fiş yok, garanti yok, satıcının bir sonraki hafta orada olacağının garantisi bile yok.
Ne öğretti
Bugün müşteri sahasında bir donanımı elime aldığımda hâlâ aynı şeye bakıyorum: kondansatörlerin tepesi şişmiş mi, konnektörde yanık izi var mı, fanda toz mu birikmiş.
Kimse bana bunu öğretmedi. Yanlış parçaya para verdiğim için öğrendim.
En pahalı ders, en kalıcı derstir.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.