★★★ SANALALEM.ORG'A HOŞ GELDİNİZ ★★★ SİTEMİZ SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR ★★★ LÜTFEN ZİYARETÇİ DEFTERİMİZİ İMZALAYINIZ ★★★ EN İYİ GÖRÜNÜM 800x600 ★★★ SİTEMİZİ ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİNİZ ★★★
← nostalji arşivi

2002

Yazıcıoğlu İş Hanı: bir binanın içine sığmış bilgisayar dünyası

Kat kat dükkân, her katta başka bir uzmanlık. İnternetten sipariş verebildiğimiz gün kazandığımız şey hız oldu; kaybettiğimiz şey "onu alma abi" diyen adamdı.

Kadıköy'de bir iş hanı vardı ve içeri girdiğinde farklı bir yere girdiğini anlardın.

Bina bir ekosistemdi

Dükkânlar küçüktü. Bazısı bir odadan ibaretti, bazısı koridora taşmıştı. Ve her biri başka bir şeye yoğunlaşmıştı.

Biri sadece ikinci el. Biri sadece yazıcı ve sarf. Biri oyun. Biri bileşen. Biri tamir — arkada masası, havyası, dağılmış bir anakart.

Aradığın şey hangi dükkânda, birkaç ziyaretten sonra öğrenirdin. Ve bilmediğinde sorardın; adam "üst kata çık, sağdaki" derdi.

Rakip dükkânlar birbirini adres tarif ederdi. Çünkü asıl rekabet binanın dışındaydı; içeride olan herkes aynı ekosistemin parçasıydı.

"Bu kart bunu kaldırır mı abi?"

Binanın gerçek değeri raflarda değil, tezgâhın arkasındaki adamdaydı.

Elinde bir liste ile gidersin. Anakartını söylersin. Ve adam sana şunu der:

Onu alma, o güç kaynağıyla yanar. Şunu al, elli lira daha ucuz ve senin işini görür.

Bu cümlenin bugün hiçbir karşılığı yok.

İnternette bir ürün sayfasında yıldız var, yorum var, öneri algoritması var. Ama seni caydıran kimse yok. Algoritma daha pahalısını önerir; o adam daha ucuzunu önerirdi, çünkü bir daha geleceğini biliyordu.

Sıcaklık ve koku

Koridorlar dardı, tavanlar alçaktı. Bilgisayarlar çalışırdı, ısı birikirdi. Sıcak plastik, lehim ve toz kokardı.

Kapıların önünde kutular yığılırdı. Birinin dükkânından çıkan kablo, öbürünün kapısının önünden geçerdi.

Düzensizdi. Ve o düzensizlik, bugünün steril mağazalarında bulunmayan bir şeyi barındırıyordu: bir şeyin gerçekten yapıldığı yer olma hissi.

Cumartesi

Cumartesi günleri kalabalık olurdu. Gençler, öğrenciler, servis elemanları, meraklılar.

Kimse tek başına gelmezdi. İki üç kişi gelinir, bir liste üzerinde tartışılır, dükkân dükkân gezilirdi.

Bir parça almak sosyal bir eylemdi. Bugün sipariş vermek yalnız bir eylem.

Sonra ne oldu

İnternetten alışveriş yaygınlaştı. Fiyat karşılaştırma siteleri çıktı. Kargo ucuzladı, iade hakkı geldi.

Ve bu iyi şeylerdi. Daha ucuz, daha hızlı, daha güvenli.

Ama bir maliyeti oldu: o binadaki bilgi dağıldı. Yirmi yıl parça satmış, neyin ne zaman yandığını bilen insanların bilgisi hiçbir yere kaydedilmedi. Dükkân kapandığında o bilgi de kapandı.

İnternet her şeyi arşivledi ama tezgâhın arkasındaki adamı arşivlemedi.

Bu arşiv o yüzden var

Bu sitede yaptığım şey biraz da bu: kaydedilmediği için kaybolan şeyleri yazmak.

Yazıcıoğlu'nda hangi dükkânda kimin oturduğunu, kimin dürüst olduğunu, kimden alınmayacağını bir nesil bilirdi ve hiçbiri yazılmadı.

O binadan bir hatıran varsa aşağıdaki deftere bırak. Hangi kat, hangi dükkân, hangi cümle — ne hatırlıyorsan.

// paylaş

WhatsApp X Telegram

// hatıra defteri

Sen ne hatırlıyorsun?

tüm defter →

Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.

Küfür ve bağlantı geçmez. E-posta istemiyoruz. Nasıl saklıyoruz?

Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.

// aynı yıllardan