1996
Türkiye internete bağlandığında kimse fark etmedi
Ülkenin ilk bağlantısı bir üniversiteden kuruldu. Ne haber oldu, ne tören yapıldı. Sadece bir kablo çalışmaya başladı.
Türkiye'nin internete ilk bağlantısı 1990'ların başında, akademik bir hat üzerinden kuruldu. Önce üniversiteler, sonra araştırma kurumları.
Hiçbir gazete manşet atmadı. Kimse "tarihî gün" demedi. Bir kablo çalışmaya başladı, o kadar.
Önce akademi
Uzun süre internet, üniversite laboratuvarlarında olan bir şeydi. Öğrenciler ve akademisyenler kullanırdı; e-posta, dosya aktarımı, haber grupları.
Sıradan insanın internete erişmesi için birkaç yıl daha geçmesi gerekti. Ve o erişim, ticari servis sağlayıcılarla geldi — çevirmeli bağlantı, dakikası ücretli.
"İnternete girmek" tabiri
O yıllarda üretilen bir Türkçe tabir bugün hâlâ kullanılıyor: "internete girmek."
İngilizcede "go online" denir; bizde "girmek" tercih edildi. Bir mekâna girer gibi. Çünkü gerçekten öyleydi: bağlanırdın, girerdin, çıkardın.
Bugün hiç çıkmıyoruz ama fiil aynı kaldı. Diller, gerçeklik değiştikten sonra bile eski hâllerini taşımaya devam ediyor.
Alan adı almak
.com.tr uzantısı almak uzun süre belge işiydi. Marka tesciliniz ya da
ticaret unvanınız olması gerekirdi. İstediğiniz adı alamazdınız.
Bu yüzden Türkiye'de birçok kurum .com tercih etti, birçok kişisel site
ücretsiz servislerde kaldı.
Bir teknik kısıt değil, bir politika kararıydı ve ülkenin internet haritasını yıllarca şekillendirdi. Bugün bile izleri var.
Kim ilk girdi
Bu sorunun cevabı kayıtlıdır ama halk hafızasında yoktur. Kimsenin hatırladığı ilk bağlantı, kendi bağlantısıdır.
İnsanın tarihi böyle işliyor: kolektif tarih arşivde durur, kişisel tarih insanda kalır.
Bu arşiv, ikincisini kayıt altına almaya çalışıyor.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.