1999
2000 yılı problemi: dünyanın duracağı gece
Uçaklar düşecek, bankalar çökecek, elektrik kesilecek deniyordu. Hiçbiri olmadı — ve bu, işin en yanlış anlaşılan kısmı.
1999'un son aylarında konu buydu: 2000 yılı problemi.
Bilgisayarlar yılı iki haneyle saklıyordu. 99'dan sonra 00 gelecek ve
sistemler bunu 1900 sanacaktı. Tarih hesapları bozulacak, sistemler
çökecekti.
Neden iki hane
Bugün saçma görünüyor ama sebebi çok somuttu: bellek pahalıydı.
1970'lerde ve 80'lerde her bayt hesaplıydı. Yıl için dört hane yerine iki hane kullanmak, milyonlarca kayıtta gerçek bir tasarruftu.
Kimse o programların 30 yıl sonra hâlâ çalışacağını düşünmedi. Herkes "bunlar çoktan değişmiş olur" dedi.
Yazılım tarihinin en tekrar eden hatası bu: geçici diye yazılan kodun kalıcı olması.
Panik
Medya bunu felaket senaryosuna çevirdi. Uçaklar düşecek, asansörler duracak, bankadaki paranız silinecek.
İnsanlar su ve konserve stokladı. Bazıları o gece uçağa binmedi. Bazı kurumlar sistemlerini geceden kapattı.
Ve hiçbir şey olmadı
31 Aralık 1999 gecesi dünya döndü, sistemler çalıştı, uçaklar uçtu.
Ertesi gün ortak kanaat şu oldu: "Demek ki abartılmış."
İşte bu, hikâyenin en yanlış anlaşılan kısmı.
Hiçbir şey olmamasının sebebi
Hiçbir şey olmadı çünkü yıllarca, dünya çapında, muazzam bir emek harcandı.
Milyonlarca satır kod tarandı. Sistemler test edildi. Kurumlar bütçe ayırdı. Programcılar emekliliklerinden çağrıldı — çünkü o eski dilleri bilen başka kimse kalmamıştı.
Sorun gerçekti. Çözüldüğü için görünmez oldu.
Görünmeyen işin laneti
Bu, altyapı ve güvenlik işinde çalışan herkesin bildiği bir gerçek:
İşini iyi yaparsan hiçbir şey olmaz. Ve hiçbir şey olmayınca kimse işinin gerekli olduğuna inanmaz.
Yedeği düzgün alınmış bir sistem hiç veri kaybetmez, sonra "yedek masrafı" sorgulanır. Güncellenen bir güvenlik duvarı hiç hacklenmez, sonra "gerekli miydi" denir.
Y2K, bu paradoksun en büyük ölçekli örneğidir. Yirmi beş yıl sonra hâlâ şaka konusu — çünkü çözenler işlerini çok iyi yaptı.
// paylaş
// hatıra defteri
Sen ne hatırlıyorsun?
Burası yorum alanı değil. Bu yazıyı okurken aklına gelen kendi hatıranı bırak — bir isim, bir akşam, bir ayrıntı. Arşiv ortak hafızayla büyüyor.
Defter henüz boş. İlk hatırayı sen bırak.