★★★ SANALALEM.ORG'A HOŞ GELDİNİZ ★★★ SİTEMİZ SÜREKLİ GÜNCELLENMEKTEDİR ★★★ LÜTFEN ZİYARETÇİ DEFTERİMİZİ İMZALAYINIZ ★★★ EN İYİ GÖRÜNÜM 800x600 ★★★ SİTEMİZİ ARKADAŞLARINIZA TAVSİYE EDİNİZ ★★★

ATH0

ATDT 0 850 288 2000

RINGING...

CARRIER 2100 Hz

PROTOCOL: LAPM / V.42BIS

TRAINING...

CONNECT 56000/ARQ/V90/LAPM/V42BIS

sanalalem.org — arşiv bağlantısı kuruldu

45 kayıt bulundu. hoş geldin, seni özlemişiz.

Ses açık olsun. Bu ton dizisi hazır bir kayıt değil — tarayıcında, gerçek bir V.90 çağrısının aşamalarına göre o an üretiliyor.

// arşiv

#2000ler

← tüm arşiv (53 kayıt)
★ 56k modem ★ ICQ uh-oh! ★ MSN titreşim ★ mIRC #turkiye ★ Winamp skin ★ Mynet sohbet ★ de_dust2 ★ Knight Online ★ Metin2 ★ Kazaa ★ DC++ ★ ziyaretçi defteri ★ hit sayacı ★ <marquee> ★ Nero ile CD yazmak ★ "bu site 800x600 için tasarlanmıştır" ★
2000 3 dk okuma

ICQ: numaran kaçtı?

Kullanıcı adı değil, numara verirlerdi. Numaran ne kadar küçükse o kadar eskiydin. Ve o çiçek, yeşile döndüğünde birinin seni beklediği anlamına gelirdi.

2000 2 dk okuma

mIRC'te kanal sahibi olmak: 2000'lerin ilk sosyal medyası

@ işareti bir rütbeydi. Kanal senin evindi. Ve internet, bugünkünden çok daha küçük ama çok daha bizimdi.

2000 3 dk okuma 1

Karam (2000): bize ait sandığımız şarkı aslında kimseye ait değildi

Hakan Peker'in 2000'de çıkardığı Karam bir kuşağın şarkısı oldu. Ama beste ona ait değildi — bestecisi anonim bir İstanbul türküsüydü ve ondan önce onlarca ses okumuştu.

2000 2 dk okuma

ILOVEYOU ve format atmanın sıradanlığı

Bir e-posta geldi, konu satırında 'seni seviyorum' yazıyordu. Dünyanın yarısı tıkladı. Ve o yıllarda format atmak bir çözüm değil, bir alışkanlıktı.

2000 2 dk okuma

Nokia 3310: kontör, mesaj kotası ve Yılan

Mesaj karakteri sayardık. Kontör bitmesin diye çaldırıp kapatırdık. Ve o telefon gerçekten kırılmıyordu.

2000 2 dk okuma

Oyun kutusu, kalın kılavuz ve CD anahtarı

Oyun almak bir kutu almaktı. İçinden kılavuz çıkardı, harita çıkardı, bazen çıkartma çıkardı. Ve arkasında o 25 haneli anahtar.

2000 2 dk okuma

'İnternetten indirdim': ödevin kaynağı sorulmadığı yıllar

Bir konu verilirdi, sen arar, kopyalar, yapıştırırdın. Öğretmenler önce fark etmedi, sonra fark etti ve bir savaş başladı.

2000 2 dk okuma

"asl?" — üç harfle başlayan tanışmalar

Yaş, cinsiyet, şehir. Sohbet odasında biri sana yazdığında ilk soru buydu ve cevabın kimliğinin tamamıydı.

2000 2 dk okuma

Kadıköy bit pazarı: birinin çöpü, senin ekran kartın

Tezgâhta bilgisayar parçaları, eski dergiler, üstü çizilmiş CD'ler. Hiçbirini deneyemezdin. "Çalışıyor abi" bir iddiaydı, kanıt değil.

2001 4 dk okuma 2

Üç sokak boyunca kablo

Half-Life oynamak için müstakil evlerin arasına ethernet çektik. Bahçe duvarından, sokağın üstünden, direkten. Üç sokak. Ve ağın merkezinde AGABEY vardı.

2001 4 dk okuma

İlker'in defteri

Bir yılbaşı gecesi kasaları kucaklayıp Ferdi'nin evine taşıdık. Üç bilgisayar, bir oda, sabaha kadar. Ve İlker'in elinde bir defter vardı — birbirimize not verirdik.

2001 2 dk okuma

Kasa toplamak: parça parça bilgisayar

Hazır bilgisayar almak ayıptı. Listeyi çıkarır, dükkân dükkân gezer, parçaları tek tek alır, akşam evde birleştirirdin.

2001 2 dk okuma

Müziğin dosyaya dönüştüğü an

Bir albümü dinlemek için almak gerekiyordu. Sonra bir program çıktı ve müzik, kopyalanabilir bir dosya oldu. Endüstri bir daha toparlanamadı.

2002 3 dk okuma

Winamp: llama'nın hakkından gelen program

5 megabaytlık bir program, 10 kilobaytlık bir arayüz teması ve saatlerce uğraşıp yaptığın o çalma listesi. Müzik dinlemek bir kez daha hiç böyle olmadı.

2002 2 dk okuma

FlashGet: indirmeyi kaldığı yerden devam ettiren program

Dosyayı parçalara böler, hepsini aynı anda indirirdi. Ama asıl kahramanlığı başkaydı: hat düştüğünde her şey sıfırlanmıyordu.

2002 2 dk okuma

Kazaa, DC++ ve hub'a girmek

Dosya paylaşımı bir teknoloji değil, bir topluluk meselesiydi. Hub'a girerdin, kurallar vardı, paylaşmayanı atarlardı.

2002 2 dk okuma

WAP: cepten internete girmenin ilk ve en pahalı hâli

Telefondan internete girebiliyordun. Siyah beyaz, yazıdan ibaret ve dakikası para. Herkes bir kez denedi, çoğu bir daha denemedi.

2002 2 dk okuma

İnternet radyoları: dünyanın öbür ucundan yayın dinlemek

Bir adres yazardın ve Norveç'ten bir radyo çalmaya başlardı. Sonra bağlantı kesilir, tampon dolmasını beklerdin.

2002 2 dk okuma

İki nokta, tire, parantez: duyguyu yazıya sokmak

Metinde ses tonu yoktu, mimik yoktu. Bir nesil, noktalama işaretlerinden yüz yaptı ve sorunu kendi çözdü.

2002 3 dk okuma

Yazıcıoğlu İş Hanı: bir binanın içine sığmış bilgisayar dünyası

Kat kat dükkân, her katta başka bir uzmanlık. İnternetten sipariş verebildiğimiz gün kazandığımız şey hız oldu; kaybettiğimiz şey "onu alma abi" diyen adamdı.

2003 2 dk okuma

MSN Messenger: durum mesajına şarkı sözü yazdığımız yıllar

Titreşim gönderirdik, çevrimdışı görünürdük, adımızın yanına kalp koyardık. Bir neslin duygusal iletişimi bir mesajlaşma programının durum satırında yaşandı.

2003 3 dk okuma

Mynet: Türkiye'nin açılış sayfası

Tarayıcıyı açtığında karşına çıkan tek sayfa. Haber, burç, sohbet, e-posta, oyun — hepsi tek ekranda. İnternet henüz bir yer değil, bir kapıydı.

2003 2 dk okuma

WinRAR: hiç bitmeyen 40 günlük deneme süresi

Kırk gün deneme süresi vardı ve o süre hiç bitmedi. Yirmi yıldır uyarı penceresine 'kapat' basan bir dünya var.

2003 2 dk okuma

de_dust2: bir haritayı ezberlemek

Otuz iki metrekare bir haritayı, kaç kişinin nereden geleceğine kadar bilirdik. Bugün hâlâ o haritayı çizebilirim.

2003 2 dk okuma

Masaüstü teması ve ekran koruyucu: bilgisayarı kendine benzetmek

Duvar kâğıdı, imleç seti, açılış sesi, ekran koruyucu. Bilgisayarın nasıl göründüğü, ne yaptığından daha çok konuşulurdu.

2004 3 dk okuma

İnternet kafe: saati 1 lira, hayatı paha biçilmez

Sigara dumanı, klavye takırtısı, arkadan gelen 'abi 15 dakika daha' sesi. Knight Online, Metin2 ve Counter-Strike bir neslin ilk sosyal ağıydı — ve fiziksel bir mekânı vardı.

2004 2 dk okuma

Sözlük dili: internetin Türkçesi orada şekillendi

Küçük harfle yazmak bir üsluptu. Başlık açmak bir sanattı. Ve bir konuyu 'girmek' fiiliyle anlatmayı orada öğrendik.

2004 2 dk okuma

Forum kültürü: imza, avatar ve mesaj sayısı

Her mesajın altında dört satırlık bir imza vardı. Mesaj sayın rütbendi. Ve 'ilk' yazmak bir gelenekti.

2004 2 dk okuma

İlk online alışveriş: kart numarasını yazmaya cesaret edememek

İnternetten bir şey almak uzun süre delilik sayıldı. Kapıda ödeme, bir teknolojinin değil bir güvensizliğin çözümüydü.

2004 2 dk okuma

Webcam: saniyede beş kare görüntülü konuşma

Görüntü donuk, ses gecikmeli, ışık berbattı. Ama karşındaki kişiyi görüyordun ve bu o gün için inanılmazdı.

2004 2 dk okuma

Blog yazmak: internette kendi köşesini açmak

Ücretsizdi, kolaydı, ve ilk kez herhangi biri yayıncı olabiliyordu. Sonra sosyal medya geldi ve o köşeler boşaldı.

2005 2 dk okuma

İlk ADSL: telefon çalarken internete girebilmek

256 kbps. Bugün bir fotoğraf bile bu hızla inmez. Ama o gün hayatımızda değişen şey hız değildi — internetin artık kapanmıyor olmasıydı.

2005 2 dk okuma

CD yazmak: 700 megabaytlık kumar

Yazma işlemi başlayınca bilgisayara dokunmazdın. Fareyi bile oynatmazdın. Çünkü hata verirse o CD çöpe giderdi.

2005 2 dk okuma

USB bellek: cebe sığan sabit disk

Küçücük bir şey aldın ve içine yüz disket sığdı. Ama asıl devrim boyut değildi — sürücü diski istememesiydi.

2005 2 dk okuma

Dijital fotoğraf: 36 kare sınırının kalkması

Filmde 36 kare vardı ve her biri paraydı. Sonra hafıza kartı geldi, çekmek bedava oldu ve fotoğrafla ilişkimiz tamamen değişti.

2005 2 dk okuma

Bedava hosting: reklam bandına razı olmak

Siten ücretsiz yayınlanırdı ama üstünde bir reklam bandı olurdu. Ve adresin uzun, karmaşık, senin olmayan bir şeydi.

2006 2 dk okuma

Sanal klavye: fareyle şifre yazdığımız yıllar

Bankaya girerken ekranda bir klavye çıkardı ve şifreni fareyle tıklardın. Tuhaf görünüyordu ama gerçek bir tehdide karşıydı.

2006 2 dk okuma

Video paylaşmak: kameradan çıkanı dünyaya koymak

O güne kadar video, televizyonun işiydi. Sonra herkes yükleyebilir oldu ve internet bir daha aynı olmadı.

2006 2 dk okuma

Torrent: herkesin aynı anda hem alıcı hem verici olması

Dosya bir yerden gelmiyordu. Yüzlerce kişiden parça parça geliyordu. Ve sen indirirken aynı anda dağıtıyordun.

2006 2 dk okuma

Facebook'tan önceki sosyal ağlar: profil, arkadaş, ziyaretçi sayacı

Profilinin müziği çalardı, arka planı sen seçerdin, kimin ne zaman baktığı yazardı. Sonra hepsi tek bir yerde toplandı.

2006 2 dk okuma

Ansiklopedinin bitişi: bilgiyi herkesin yazabilmesi

Evlerde otuz ciltlik ansiklopediler vardı. Sonra herkesin yazabildiği bir ansiklopedi çıktı ve kimse buna inanmadı.

2007 2 dk okuma

MSN'den Facebook'a: listemizi kaybettiğimiz yıl

Bir gün herkes başka bir yere taşındı. Ve arkada bıraktığımız o kişi listesi, bir daha hiç aynı şekilde kurulmadı.

Bu sayfa 800×600 için tasarlanmamıştır — ama kalbi öyle atar.